Manipülasyon Çağı

Teknoloji meraklısı biriydim. Teknoloji konusundaki yenilikler ve gelişmeler beni heyecanlandırırdı. Hemen öğrenmeye ve araştırmaya başlardım. Ancak son zamanlarımda bu merakımın giderek azaldığını gördüm. Çünkü teknoloji konusunda aklımda bazı soru işaretleri oluşmaya başlamıştı. Henüz cevaplarını tam bulamadım ama artık teknoloji konusunda biraz şüpheci davranmaya başladım.

Önceden meraklıydım çünkü insanlığın teknoloji sayesinde daha ileriye ve konfora ulaştıracağına inanıyordum. Şimdi ise gördüğüm kadarıyla öyle olmadı. Belki iyi niyetler ile teknoloji geliştirildi ancak tüm herkese yayılınca iyi niyetler kötü niyetlere dönüştü. Örneğin internet. İnternetin de bir ürünü olan sosyal medya. Hepimizin hayatında değil mi? Çocukluk arkadaşımızdan ailemize kadar herkes ile sosyal medya ile bağlantılı hale geldik. İnsanların düşüncelerini, hayatındaki gelişmelerini hatta özelini bile sosyal medya profilini analiz ederek görebiliyoruz. Peki iyi bir şey mi bu? Siyaset gibi karanlık güçler bunu kullanamaz mı? Şirketler için bir metaya dönüşmedik mi? Ve en önemlisi okuduğunuz haberin veya bilginin kaynağı nedir, yüzde kaçı doğru?

Manipülasyon çağındayız. Sahte ilişkiler, sahte duygular, sahte haberler. Ahlaki normlarımız çoktan değişti. Doğru ne, yanlış ne artık ayırt edemiyoruz. Bilgi değerini yitirdi. Herkes her şeyi biliyor. Bilmesine de gerek yok gerçi. İnternet ile 1 dakika içinde en karmaşık matematik formülüne ulaşabilirsiniz. O halde ezberlemenin ne anlamı kaldı?  

Önceden iyi olmak ve kötü olmak gibi kavramlar vardı. Şimdi ise tüm mesele iyi kalabilmek oldu. Çünkü bu kadar fazla bilgi bombardımanın içinde kirlenmemek çok zor. Geceleri bile artık evlerimiz ışıl ışıl ama artık hakikati mumla arar olduk. 

Aslında söyleyecek çok söz var. Başlı başına bu konudan bir kitap bile yazılır. Hatta bazı eklenecek başlıkları da buraya yazayım. Teknoloji ile değişen kadın – erkek ilişkileri, ekonomik kölelik, bağımlılık, nüfus planlaması, çevreye etkisi vs. 

Bu çağdan korunmak için ilkelerimiz olması gerektiğini düşünüyorum. Başkalarının ne düşündüğünün önemi olmadan sımsıkı sarıldığımı ilkeler. Herkes için farklı olabilir. Ancak karakterli bir hayat için omurgamızın olması şart.. Aksi taktirde kaybolup gideceğiz.

You May Also Like

About the Author: Recep Şentürk

8 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Required fields are marked *